|
[İNCESU KÖYÜ GENEL BİLGİLERİ] |
| MUHTARIN ADI SOYADI |
AHMET KARTAL |
| TELEFON/BELGEGEÇER/E-POSTA |
0 362 6839339 - 0 544 3643458 |
| WEB SAYFASI |
- |
| NÜFUS |
2500 |
| İLÇE MERKEZİNE UZAKLIĞI (Km) |
12 |
| İL MERKEZİNE UZAKLIĞI (Km) |
124 |
[SAĞLIK DURUMU] |
| SAĞLIK EVİ/SAĞLIK OCAĞI |
VAR |
| DOKTOR/SAĞLIK MEMURU/EBE |
1 |
[EĞİTİM DURUMU] |
| İLKÖĞRETİM OKULU |
VAR |
| YAPIM YILI |
1983 |
| DERSLİK SAYISI |
8 |
| ÖĞRETMEN SAYISI |
6 |
[TARIM] |
| EN ÇOK YETİŞTİRİLEN ÜRÜNLER |
BUĞDAY, MISIR, AYÇİÇEĞİ, TÜTÜN, SÜPÜRGELİK |
[KÖY HAKKINDA GENEL BİLGİLER] |
İncesu Köyü küçük ama şirin bir köydür. “İncesu” adıyla ne zamandır var olduğu bilinmiyor. Ancak yaşlıların anlattıklarına göre eski yerleşim yeri Vezirköprü - Kastamonu karayolu üzerinde kuruludur. Köyün doğusunda YAĞINÖZÜ VE ARICA köyleri, güneyinde Karlı ve Cebeli köyleri, güney batısında Samukalan köyü ,batısında Narlısaray beldesi, kuzeyinde İnkaya köyleri bulunmaktadır.
Köy, bulunduğu coğrafik konum itibariyle tarihi zengin bir zemin üzerindedir. İnşaat kazıları sırasında zaman zaman Roma ve Bizans dönemlerinden kalma yapı malzemelerine rastlanmaktadır. Bununla birlikte, tarla ziraatı sırasında da seramik eşya kalıntıları ve metal sikkeler bulunabilmektedir. Köyün güneybatı kısmında yaklaşık bir buçuk km mesafede hakim bir tepede bir tümülüs (kemikli tepe) bulunduğu gözlenmektedir.
Bununla birlikte Vezirköprü – Kastamonu devlet karayolu kıyısında gözle görülür çökelti alanı içerisinde deniz canlılarına ilişkin bir fosil yatağı da mevcuttur.
Köyün dikkat çeken değerlerinden biri de, sayıları yüzü bulan anıtsal ağaçlardır. Bu ağaçların büyük bölümü köyde “çitir” diye adlandırılan sakız ağacı, az bir kısmı ise meşedir. Her iki ağaç cinsinin yaşları, yaklaşık olarak 300 ile 500 yıl olarak tahmin edilmektedir.
|

 |
[NÜFUS VE HANE SAYISI] |
Köy nüfusu tahmini olarak 2000-2500 arasında olduğu söylenmektedir.Hane sayısı 250 civarındadır. |
[BAŞLICA GEÇİM KAYNAKLARI] |
| Köyün ekonomisi, tarıma dayalıdır. Köyde daha çok; süpürgelik üretimi yapılmaktadır. Son yıllarda süpürgecilik köyün ekonomisini rahatlatan bir etken olmuştur. Köyün her evinde yaygın olarak yapılmaktadır. Bu alanda köy bölgede birinci sıradadır. |
|
Tahıl, şekerpancarı, ayçiçeği, mısır, fasulye ve tütün tarımı da yapılan köyde, 1984 yılında yapılan bir de sulama göleti vardır. Köy arazisinin %65’ini sulayabilen gölet, verimde artış sağlamıştır.Tarlada kuruyan süpürgeliğin orakla biçilerek eve taşınması ile başlayan süreçte, tüm aile fertleri üretim otomasyonunun çeşitli aşamalarında görev alır. Önce elektrikli aletlerle tohumlar ayıklanır. “sıyırma” denilen yöntemle yapraklar ayrılır, tek tek elden geçen saplar, erkeklerin kendilerini bağladıkları “araba” denilen ilkel aletlerde süpürgeye dönüşür. Bu aşamada yapılan işe “süpürge boğma” denir. Süpürgede son aşama “beyazlatma”dır. Üretilen süpürgeler, örtülü bir alanda kükürt buharı ile ağartılarak albenisi artırılmış olur. eş kişilik bir aile, herkesin çalışması ile günde 50 süpürge çıkarabilir.
Köyde hayvancılık fazla gelişmiş değildir. Her ailenin kendi ihtiyaçlarını karşılayacak kadar küçük ve büyük baş hayvan mevcuttur.
Köyde seracılıkta bazı aileler tarafından yapılmaktadır. Seracılık teşvik amaçlı fon tarafından desteklenmektedir. |

|
[KÖY MUHTARI BİLGİLERİ] |
AHMET KARTAL
0 362 6839339 - 0 544 3643458
|
[TARİHİ ESERLER] |
Köyde çeşitli fosiller bulunduğu 1997 yılında anlaşılmış olup köylülerin “şeytan çanağı” adını verdiği taşları bulmasıyla ortaya çıkmıştır. Bu fosiller incelendiğinde bunların vahşi hayvan tersi fosilleri olduğu anlaşılmıştır. Daha sonra Tilkilik mevkiinde bulunan fosiller milyonlarca yıl öncesinde haber veren aslında deniz canlılarına ait kalıntılardı. Fosillerin bulunduğu Tilkilik mevkii köy merası içinde yer alır ve küçük bir vadiden ibarettir. Alan ise çökelti halindedir ve bu özelliği ile fosil yatağı olduğunu haber verir niteliktedir.
Bu fosillere niçin “şeytan çanağı” dendiği ise bilinmiyor. Kanımızca, hepsinin neredeyse aynı özellikte ve ortası tabak çukuru şeklinde olmasındandır. Menşei bilinmeyen şeylere mistik anlamlar yüklemek kolay olduğundan ve tartışmaya mahal vermediğinden bu isim seçilmiş olabilir. Deniz fosillerine gelince; köyde bunlar, diğer fosillere göre yaygın olarak bulunmadığından olsa gerek belli bir ismi ve yüklenmiş anlamı yoktur.
Köyün güney tarafında göl yatağı adı altında kanlı göl ve mameri diye anılan iki tane doğal göl bulunmaktadır.
Köyün güney tarafından gelen suların birleşmesiyle oluşan çay sularını Altınkaya barajına boşaltmaktadır.
İNCESU' DAN BİR EFSANE!
Efsaneler diyarı Anadolu! Hemen her yöresinde yaşanan hüzünler, acılar, aşklar, coşkular halk tarafından benimsenmiş ve nesilden nesile aktarılarak efsaneleştirilmiştir.
İncesu’da görülen “Gelin – Güvey Kayaları”nın da böyle bir efsanesi vardır. Çok eski zamanlarda bu yörede iki genç birbirini seviyormuş. Uzun süre aşklarını ailelerinden gizlemişler. Nihayet erkeğin ailesi aşklarından haberdar olmuş ve kızı adet olduğu üzere istemişler. Kızın ailesi önce “olmaz” dese de sonra razı olup düğün günü gelip çatmış. Gelin evde hazırlanırken, gelin alayı gelip kapıya dayanmış. Gelini baba evinden alıp yola koyulmuşlar. Buraya kadar her şey yolunda gitse de gelin alayının önü İnkaya boğazında eşkıyalar tarafından kesilmiş. Düğün alayı kaçtığı halde, birbirini bırakmak istemeyen gelinle damat ortada kalakalmış. Kurtuluş ümitleri kalmayınca Allah’a şöyle dua etmişler:
-“Ey Allahım! Ya bizi taş yap, burada dondur; ya da kuş yap, buradan uçur!”
dedikleri anda da orda taş kesilmişler. Bunu gören köy halkı ve eşkıyalar şaşırmışlar. Şaşkınlık ve korkuyla hemen orayı terk etmişler. Bugün hala gelin ile damadın taş kesilmiş bedenleri İnkaya İncesu köyünü yükseklerden izlemektedir. |
[OKUL-CAMİ-ÇEŞME-SAĞLIK EVİ-SAĞLIK OCAĞI] |
Köyün şu anki camisi 1996 yılında açılmıştır. Bir imam görev yapmaktadır. Köyde bulunan sağlık ocağında bir ebe görev yapmaktadır. Haftanın belirli günlerinde doktor gelmektedir. |
[GELENEKLER] |
A) Düğünler
1.Kız İsteme: Damat adayının ailesi köyün önde gelenlerinden bir ya da birkaç kişiyi çeşitli hediyelerle kız evine gönderir. Bu iş için genellikle Perşembe ve Cuma akşamları seçilir. Kızın babası hediyeleri kabul ederek, olumlu ya da olumsuz bir cevap verir. Olumlu cevap verildiğinde oğlan evine bir süre vererek nişan merasimi için hazırlıkları başlatmış olur.
2.Pırtı Biçme: Düğünden bir hafta önce geline elbise alınır. Gelin adayının akrabalarının çoğuna çeşitli hediyeler alınır. Düğünler genellikle Perşembe ve Pazar günleri yapılır.
3.Gelin Çıkarma: Düğün günü öğleye kadar eğlenilir yemek verilir. Öğle namazından çıkınca topluca gelin almaya gidilir. Kız evinde geline hediyeler takıldıktan sonra gelin arabasına duruma göre damatla bindirilerek, köy etrafında konvoy halinde bir tur atılır. Damat evine gelindiğinde imam dua yapar ve gelinle damat evine çıkarılır. Bu arda gelini taşıyan şoför, kapıyı açmayarak bahşişini ister. Öğleden sonra düğün yeri dağılır ve damat sağdıç evine çekilir. Yatsı namazından sonra tekbirler eşliğinde damat evine getirilip yumruklarla içeri atılır. Ertesi sabah, damat evine börek vb. şeyler yapılarak tebrik etmeye gidilir ve karşılığında damadın annesinden hediyeler alınır. Bundan sonra 10-15 gün gelinle damat yakın akrabaları tarafından yemeğe davet edilir.
B) Bayramlar
Bayram namazından çıkıldıktan sonra köylü birbiri ile bayramlaşır. Ev ziyaretleri yapılır. Misafirlere çeşitli ikramlarda bulunulur.
C) Mevlitler
Köyde mevlitler genellikle iki şekilde yapılır. Birincisi hayır mevlitleri, diğeri ise ölen kişinin arkasından yapılan mevlitlerdir. Ölen kişinin ailesi ölümün üzerinden geçen 7, 40 veya 52. gece mevlit okutur. Köy halkı davet edilerek yemek verilip şerbet ikram edilir.
D) Yöresel Kıyafetler ve Yemekler
Köyün kendine özgü bir kıyafeti yoktur. Bunun sebebi ise ilçeye yakın olması dolayısıyla kıyafetlerin hızla değişmesidir.
Yöresel yemekler ise, düğün, mevlit ve bayramlarda yapılan yemeklerdir. Bunlar keşkek, yahni, yaprak dolması ve üzüm hoşafıdır. |
|