Söz Kesme - Nişan : Vezirköprü ve köylerinde yöreye has düğün merasimleri yapılır. Kız isteme genellikle görücü usulüyle olmaktadır. Günümüzde bu usül görüp beğenme v.b. şeklinde değişmiş olmasına rağmen yörede geleneksel olarak düğünler aşağıda anlatıldığı gibi yapılır. Düğün merasiminden önce, söz kesme ve nişan merasimi yapılır. Oğlan yakınları beğendikleri ve münasip gördükleri; veya oğullarının bir şekilde görüp beğendiği, aynı zamanda ailesinin de tasvip ettiği kız için kız evine kız istemeye giderler. Vezirköprü ve köylerinde bu işe ' dünür gönderme' denir. Kızın ailesi şayet uygun görürse, evliliğe karar verilir. Bilahare imam ile birlikte her iki ailenin sevip saydığı, sözü dinlenir 5-10 kişilik grup kız evine haberli olarak gider. Yemek yendikten sonra usule göre evlendirilecek kız ailesinden Allah'ın emri ve Peygamberimizin kavli ile kız istenir. Kız tarafı isteği olumlu karşılar. Zaten daha önce iki aile aralarında anlaştığı için burada bu işe bir nevi resmi meşruiyet kazandırılmış olur. İmam tarafından Kur'an okunur ve topluca dua yapılarak iş tamamlanır. Bazı köylerimizde başlık parası hala geçerliliğini koruduğu için duadan sonra başlık parası ve düğün için oğlan evinin ne gibi eşyaları alacağı-hazırlayacağı belirlenir ve bir kağıda liste halinde yazılarak oğlan tarafına verilir. Bütün bu işlerin konuşulduğu, görüşüldüğü Akşama "Söz kesme" ya da "Pirinç yeme" denir. Ayrıca yine bu akşam düğünün ne zaman yapılacağı karara bağlanır. Ertesi günü gelin olacak kıza, gerek oğlan tarafının, gerekse kız tarafının yakın akraba, dost ve bütün komşularının katılımıyla nişan merasimi yapılır. Burada yemekler yenir ve kıza yüzüğü takılır.Damat olarak oğlana herhangi bir merasim yapılmaz. Sonradan yüzüğü gönderilir. Nişan merasiminde aynı zamanda şerbet de içilir. Düğün: Nişan ile düğünün arası uzaksa, bu zaman zarfında oğlan tarafı kız tarafına genellikle dini bayram arifelelerinde kına, leblebi, gelin olacak kıza giyecek elbise v.b. götürür. Buna köylerimizde "Bayramlık" denir. Tabi ki bu süre içerisinde kaç bayram varsa Bayramlık götürme işi hepsinde de tekrarlanacağı için düğünün bir an önce yapılması oğlan evi tarafından istenir. Düğün vakti yaklaşınca iki aile aralarında anlaşarak düğün gününü tayin ederler.Köylerimizde düğünler yakın zamana kadar perşembe günü yapılırdı. Ancak günümüzde düğünler artık cumartesi veya pazar günleri yapılmaktadır. Düğünden bir hafta önce daha çok kızın ailesi, akraba ve yakınlarının iştirak ettiği bir grup, İlçe'ye "Pırtı biçme " ye gelirler. Pırtı biçme günü gelinlik kıza, kız kardeşlerine, annesine ve diğer yakın akrabalarına manifatura ve konfeksiyonculardan giyecek malzemesi alınırken, kuyumculardan da daha önce kararlaştırılmış fakat alınanamamış olan altın, bilezik v.b. ziynet eşyaları alınır. Pırtı biçme genellikle oğlan tarafına hakikaten çok pahalıya mal olur. Örneğin 2006 yılı verilerine göre köyden köye farklılıklar olmasına rağmen sadece manifatura ve konfeksiyonculardan alınan giyecek malzemesinin tutarı yaklaşık olarak Avren Köyü'nde 3500 YTL, Boruk Köyü'nde 3000 YTL, Kargucak Köyü'nde 2500 YTL, İnkaya K öyü'nde 1500 YTL civarındadır. Düğüne bir hafta kala yakın komşu köylere, dost ve akrabalara düğün gününü belirten ve düğüne davet anlamına gelen genellikle köylerde "Okuntu " denen haber salınır. Okuntuda davetiye yerine şeker dağıtılır. Davet köylerimizde genellikle şeker dağıtılarak yapılırken, merkezde ve merkeze yakın köylerde son zamanlarda davetiye kartı gönderilerek yapılır. Nişan ve düğün merasiminden, duruma göre bir veya iki gün önce oğlan evi, kız evine nişan veya düğün merasimine iştirak edecek davetlilere pişirilip, yedirilmek üzere yeteri kadar et, pirinç, kuru üzüm, mevsime göre kuru fasülye, nohut v.b.gibi yiyecek ve içecek malzemeleri gönderir. Buna bazı köylerimizde "Zahra", bazı köylerimizde de "düğün harcı" denilmektedir. Düğünün yapılacağı günden bir gün önce gelin adayının yakın akran ve akrabalarınnın katıldığı kalabalık bir kadın gurubu, k öyden İlçeye gelir. Buna "Gelin hamamı" denir. Damat adayı da aynı gün kendi arkadaşlarıyla erkek hamamına gelir. Buna da " Güveyi hamamı " denir. Yine aynı günün akşam üzeri oğlan evi tarafından pişirilecek keşkeğin buğdayı, köyün yunağına (bazı köylerimizde yunağa Dahar denir.) gençler tarafından davul zurna eşliğinde halay çekilerek götürülerek yıkanır. Düğünden bir akşam önce kız tarafının yakınlarının katıldığı bir grup, damadın elbiselerini ve ona yakılacak kınayı alarak, oğlan tarafının evine gider.Bunlara yemek ikram edilir ve dönüşlerinde kendilerine çeşitli bahşişler verilir. Bu gruba köylerde 'cisçi " denir. Düğün akşamı yine köylerde köyün merkezi bir alanına ateş yakılarak "zamah yeri " veya "samah yeri" düzenlenir. Samah yerinde davul ve zurnanın eşliğinde oyunlar oynanır, halaylar çekilir. Bazı köylerimizde samah yerinde "Elekçoğ" denen seyirlik oyunu ve başka çeşitli seyirlik oyunlar sergilenir. Bu oyun , Kadı, Elekçoğ, Kaya isimlerini taşıyan, kadın ve kız elbisesi giymiş erkeklerden oluşan bir oyuncu ekibiyle gösterime sunulur. Bu oyunlar da daha çok köy hayatında yaşanan komik olaylar ve sosyal hayatın ilginç yönleri sergilenmeye çalışılır. Bu merasimler bittikten sonra damadın evine gidilerek kına yakma merasimi yapılır. Davul, zurna eşliğinde damadın arkadaşlarının da katılımıyla, damadın evinde mani ve türkülerle kına yakılır. Kına, damadın eline damada daha yakın bir akrabası tarafından yakılır. Buna "Güvey kınası" denir. Damadın bekar erkek arkadaşlarıda kısmetlerinin açılması için ellerine kına yakınırlar. Vezirköprü köylerinde damada kına yakılırken aşağıdaki maniler söylenir. Nezildi de oğul nezildi. Altın tabakta gınan ezildi. Yarenin yoldaşın yanına dizildi Güyoğu a beyim gınan kutlu olsun Yarenin yoldaşın ağzı datlı olsun Baban pazara vardı mı Al gınalar aldı mı. Oğlum yakınsın dedi mi A beyim gınan kutlu olsun Yarenin yoldaşın ağzı datlı olsun. Arturdun oğlum arturdun Ananın artuk ekmeğinden kurtuldun A beyim gınan kutlu olsun Yarenin yoldaşın bol olsun Yarenin yoldaşın ağzı datlı olsun Kadınlar da kendi aralarında çeşitli türkü ve mani söylerler. Düğünden bir gün önce kız evinde " Kına gecesi" yapılır.Gelin adayının damattan farlı olarak el ve ayaklarına kına ykılır. Gelinin ayağına kına yakılırken, ayağının altına saç (ekmek pişirme sacı ) ve balta konur. Ayrıca ömrün, hayatın aydınlık olması için gilinin eline ayna verilir. Gelin kız ve annesi kına gecesi ayrılık ifade eden içli türkülerle ve manilerle ağlatılır. Kına gecesi aşağıdaki mani ve türküler söylenir. Baban Bursa'ya vardı mı Bursa kınası aldı mı Kızım yakınsın dedi mi A gelin kınan kutlu olsun. Esbab yuduğum aktaşlar. Yiyip içtiğim arkadaşlar. Aha koydum gidiyorum A Gelin gınan kutlu olsun. Çekin atımın başını Silin gözümün yaşını A Gelin gınan kutlu olsun Yarenin ağzı datlı olsun Ellerin bacası doğruca tüter Anamın bacası eğrice tüter Anamın bi dıkım ekmeği gözümde tüter A gelin kınan kutlu olsun A gelin kınan kutlu olsun. (Amin) Yarenin yldaşın ağzı tatlı olsun Yukarıdaki maniler gelin içn söylenirken, gelinin annesi içinde içli türkü ve maniler söylenerek ağlatılır. Duz kabını tuzzuz koyan Anasını kızzız koyan Büyük evini ıssız koyan A Gelin gınan kutlu olsun Yarenin yoldaşın ağzı tatlı olsun Bindirin atın iyisine Bağırın beğ dayısına Gider yolun doğrusuna A gelin gınan kutlu olsun Yarenin ağzı tatlı olsun. Gerek geline gerekse damada kına yakıldıktan sonra gelin ve damadın arkadaşları tarafından oyunlar oynanır. Böylece kına gecesi merasimleri bitmiş olur. Topluluk dağılır. Damat o gece babasının evinde kalmayarak "Sağdıç" ın evinde kalır. Ertesi günü kuşluk vakti damat davul zurna eşliğinde sağdıcın evinden alınarak, köy ahalisinin ve köye gelen misafirlerinde iştirakıyle köyün dışına çıkılarak at yarışları veya ayak yarışları düzenlenir. Şayet düğün güreşliyse güreş yapılır. Ardından kalabalık dağılmadan damadın evinin önüne gidilir ve burada damada 'daku' (Heyelik eşya,para v.b.) takılır. Bazı köylerimizde damada daku'su gelin alındıktan sonra takılır. Düğünü yöneten kişi (aynı zamanda yiğit başı olarakta bilinir.) burada damada dakuların kim tarafından takıldığını yüksek sesle bağırarak herkese duyurur. Örneğin; elinde kaşık ve bir tas şerbet olan bu kişi kaşığı damadın ağzına ters götürerek "Güyoğu babasından şerbet içmiyor" diye bağırır. Bu sırada damadın babası ve aynı çağrıya muhatap olan bütün akraba ve davetlililer hediyelerini vermek süretiyle damadın sembolik olarak şerbet içmesi sağlanır. Bu esnada kalabalık topluluğa, hediye verenlerin isimleri ve lakapları duyurulmuş olur. Daku takma merasiminden sonra topluluğa yemek verilir. Düğünlerde genelde keşkek , yahni, etli pilav, üzüm hoşafı, ayran gibi yiyecekler pişirilerek ikram edilir. Damat evinde yukarıdaki faaliyetler sürdürülürken gelin evinde de bir takım yöreye has merasimler yapılır. Gelin çeyizinin bulunduğu odaya oturtulur. Daku takmak isteyenler etrafını çevreler. Burada da bir kadın tarafındantarafından daku takanlar ve hediyeleri yüksek sesle kalabalığa duyurulur. Ardından burada da yemekler yenilir. Yemekten sonra gelin, kız arkadaşları tarafından, oğlan evinin gönderdiği ipek fistan giydirilir. Buna gelinlik denir. Gelinin başına al duvak örülür. Örtü'nün altına yuvarlak kutu kap konur ve bağlanır. Gelinin dayısı veya oğlan kardeşi tarafından dokuma kuşak bağlanır. Öğleye doğru düğün alayı, güveyi ile birlikte gelin evine gider. Gelin alma işi öğle namazından sonra olur. Gelin almaya gidenlere 'Gelin almacı' denir. Gelini, Gelinin dayısı veya oğlan kardeşi gelinin koluna girerek oğlan tarafına teslim eder. Davul zurna eşliğinde gelin ve çeyizi kalabalık konvoy halinde oğlan evine getirilir. Gelin arabadan inerken ayağının altına koyun postu konur( serilir ). Üzerine kazan konur. Bundan, gelinin koyun gibi sadık, mazlum, kocasıyla iyi geçinmesi, evde bolluk olması amaçlanır. Şişe kırılır, havaya bozuk para atılır. Gelinin eline ıbrıkla su verilir. Koltuğunun altına Kuran-ı Kerim konur. Gelin damat evinin önüne geldiği zaman, Köyün imamı tarafından dua yapılarak eve çıkartılır. Gelin eve ıbrıktaki suyu dökerek girer. Gelin geldikten sonra çeyizinin serili bulunduğu odada genç kızlarla oturur. Kızların oynadıkları oyunları seyreder.ve eğlenerek vakit geçirir. Damat, arkadaşları ve davul - zurna eşliğinde kayınpederinin ve kayınvalidesinin elini öperek daha önce kaldığı sağdıcın evine gider. Yatsı namazına kadar burada kalır. Namazdan 15 dakika kadar önce dini nikah kıyılır. Yatsı namazından çıkınca damat, arkadaşları ve imamın öncülüğünde ilahi söylenerek gelinin bulunduğu eve götürülür. Evin önünde imam dua yapar. Damadın bu andan itibaren çevik ve hızlı hareket etmesi, arkadaşları tarafından sırtına vurulacak yumruklardan kurtulmasına sebeb olur. Yoksa adet üzere damada usulen orada bulunanlar tarafından sırtına yumruk vurulur. Damat içeri girdikten sonra, imam ve orada bulunan damadın arkadaşlarına börek, leblebi, şeker, lokum ve bisküvi verilir. imam ayrıca havlu verilir. O gecenin sabahı damat sabah namazına gider. Namazdan sonra damat ve gelin, ana babalarının ve evdeki diğer büyüklerin ellerini öperler. Bu arada sağdıcın anası gelinin yatağını kaldırmaya gider. Yatağın altından adet olduğu üzere içinde hediye olan bir tülbent çıkar. Sağdıcın anası tülbenti alır. Kuşluk vaktine doğru köyün genç kadın ve kızları gelinin evine gelerek onu ziyaret ederler. Oyunlar oynar-lar.Böylece düğün merasimi bitmiş olur. Vezirköprü ve köylerinde düğün merasimlerinde yukarıdaki adetler uygulanıyor olmasına rağmen bazı köyler arasında bir takım farklılıklarda göze çarpmaktadır. |
|||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||